Güzellik Makyaj Evlilik Sağlık Diyet Hobiler vs......

Bebeklerde 0-3 Yaş Arası Beyin Gelişimi

0-3 Yaşları Arası Dönem Beyin Gelişimi Açısından Niçin Yaşamsaldır?Bu alt başlığın anlam derinliğini çok güzel ifade eden Graham Greene'in özdeyişine, bu kapılar en fazla doğumla 3 yaş arasında açılır ve geleceğin büyük bölümü içeri girme şansını yakalar eklemesini yaparak 0-3 yaşlan arasındaki dönemin niçin yaşamsal olduğu sorusunu kabaca cevaplayabiliriz. Yeni doğan bir bebeğin beyninde, çözülmüş örgü ipleri gibi bağlantı yapmaya hazır 100.000.000.000 (yüz milyar) sinir hücresi bulunmaktadır. Nöronlar arasındaki bağlantılar genelde gözün görmesi, kulağın duyması, dilin tat alması, tenin dokunması ve dokunulması yoluyla gerçekleşir ve ortalama dakikada 3.000 bağlantı hızına erişirler. Eğer bu bağlantıları oluşturacak uygun "çevre" yoksa, bağlantı yapma süreci kendi haline bırakılmış olur. Bu nedenle bebek beyni çok bölmeli bir pencereye benzetilebilir. Açılması için hiçbir çaba sarf edilmeyen (dışarıdan uyarım alamayan) bölmeler zamanla birer birer kapanarak o bölümün temsil edeceği yetenek/beceri demetinin belki de sonsuza kadar kaybedilmesine neden olur.

Bu denli yaşamsal bir dönemde beyin gelişimine hacımsal açıdan bakıldığında, en fazla büyüme 0-3 yaşları arasında olmak kaydıyla, doğumla yetişkinlik arasında insan beyninin dört kat büyüdüğü görülmektedir. Ana rahmindeki döllenmiş yumurta hücresinin gözle görülebilir bir baş kısmı olmamasına rağmen, 9 ay 10 gün sonunda doğan bebeğin baş çevresi ortalama 35 cm'dir. 21 ay sonra yaklaşık 15 cm'lik bir büyüme ile baş çapı 50 cm'ye ulaşır. 219 ay (yaklaşık 19 yaşında) sonra 5 cm'lik bir artışla 55 cm'ye erişir. Baş çevresinin büyümesini sağlayan beyin, bu performansına paralel yaşantılar bulabildiği takdirce, kalıcı izli ve zeka alanlarını bütüncül bir yaklaşımla geliştiren bir sıçrama" sürecine kolaylıkla girebilecektir. Beyindeki sinaptik yoğunluk ve sinir hücreleri arasındaki bağlantı hayatın ilk üç yılında olağanüstü bir hızla gerçekleşir. Hayatın ilk yıllann-a yeterli uyarım ve pekiştirme deneyimlerinden geçen beyin bağlantıları, *ahcı hale gelirler. Böylece erken çocukluk dönemindeki olumlu ve olumsuz deneyimler, birer yetişkin olarak beyin bağlantılarımızın (yeterimizin) nasıl olacağını da büyük oranda belirlemiş olurlar. Hayatın ikinci on yılında beyinde hızlı bir nörolojik çözülme süreci yaşanır. Ancak bu çözülme beynin her bölümünde aynı hızla olmaz. Özellikle erken dönemlerde pekiştirilerek sağlam, kalıcı bağlantılara dönüştürülen "nöron patikaları" çok az bir değişikliğe uğrar. Bu dönemlerde en dramatik budanma işlemi "serebral korteks"te görülür; saniyede yaklaşık 33 sinaps ve bağlantı çözülerek kaybedilir. Budanma sürecinin nasıl bir seyir izleyeceği, beynimizin dış dünyadan alacağı uyarımlar ve karşılaşacağı öğrenme deneyimlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu dönemlerde kendi haline bırakılan bir beyin "çözülme" moduna geçerek bağlantılarını kaybedecektir.

Sinir hücreleri arasında bağlantı yapabilmek ve bu eylemi belli bir yoğunlukta sürdürerek koruyabilmek, insan beyni için ölüm kalım meselesidir. "Kullan ya da kaybet" özdeyişi tamamen bu duruma işaret eder. Erken dönemlerdeki deneyimlerin ve öğrenme zenginliğinin, hem akademik başarıya hem de nörolojik açıdan sağlıklı bir yaşama etkileri çok önemlidir. Ancak, 10 yaşından sonra da olabildiğince uyarıcı bir çevrenin gerekliliği göz ardı edilmemelidir.

Kategori : Bebek Çocuk Gelişimi

permalink