Güzellik Makyaj Evlilik Sağlık Diyet Hobiler vs......

Üreme Kabiliyetinin Azalması

Üreme kabiliyetindeki azalmanın en büyük nedenlerinden biri sağlığın bozulmasıdır. Aşağıdakiler yaş ve sağlık bağlantılı düşüşe örnek olarak verilmiştir.

• Yetersiz kan dolaşımı organların daha az verimli çalıştığını gösterir. Bu konu özellikle kadınları yakından ilgilendirir, çünkü rahim içi kan dolaşımının yetersiz olması embriyonun yerleşmesini zorlaştırmakta, ya da, düşük yapma olasılığının artmasına neden olmaktadır.

• Üreme organları enfeksiyona karşı hassas bölgelerdir. Pelvis enfeksiyonu hem kadında hem erkekteki üreme organlarında ciddi tahribata neden olabilir. Hiçbir belirti göstermeyen, dolayısıyla varlığından bile haberdar olunmayan düşük yoğunluklu enfeksiyonlar kadının vücudunda bazı değişikliklere neden olabilir ve böylece spermlerin yaşama ihtimalini ya tamamen ortadan kaldırır, ya da, onları daha az aktif hale getirerek yumurtaya ulaşıp onu döllemesini engelleyebilir.

• Aşırı oranda radyasyon, ya da, çevre kirliliği de gerek yumurtada gerekse spermlerde anormalliklere neden olabilir. Böylece döllenme olasılığı azalırken düşük yapma riski artar.

Başka olası bir neden de, insanların yaşlandıkça sevişme isteğinin azalmasıdır.

Kadınlar

Kadınlar doğuştan yumurta hücrelerine sahiptir ve yaşlandıkça bu yumurta hücreleri de yaşlanır. Ergenlikten sonra bu yumurtalardan bazıları her ay olgunlaşmaya başlar ve yapılan araştırmalarda olgunlaşan yumurta hücrelerinin en sağlıklı olan hücreler olduğu saptanmıştır. Yaş ilerledikçe kadının üreme kabiliyeti de giderek azalır ve menopoza doğru geriye sadece "daha düşük kaliteli yumurtalar" kalır.

Vücuttaki tüm diğer hücreler gibi, yumurta hücreleri de ölmektedir. Stres ve enfeksiyon arttıkça ölen yumurta hücresi de artacaktır. Dahası, sağlıklı yumurta hücrelerini de tüketecektir.

Yumurtalıklarda ve rahimdeki kistler ve tümörler kadınlarda yaygındır ve yaşlandıkça bu tür oluşumların ortaya çıkma olasılığı artar. Bunlar organların düzenli bir şekilde çalışmasını engelleyebilir, ya da, fonksiyonlarını tamamen durdurabilir.

Kadınların menopoza girmeden yaklaşık on yıl kadar önce steril hale geldiği söylenir, çünkü eskiden kırk yaşın üstünde çocuk sahibi olan, hatta yeni evlenmiş kadın hemen hemen hiç yoktu. Fakat günümüzde bu sayının özellikle 1986-1996 yılları arasında yüzde elli oranında arttığı saptanmıştır.

Bir, ya da, birden fazla çocuk sahibi olan kadınların daha önce hiç çocuk sahibi olmayan kadınlara oranla daha fazla doğurgan oldukları bilinen bir gerçektir. Örneğin, kırkına yaklaşmış çocuk sahibi bir kadın, otuzunda hiç çocuk doğurmamış bir kadın kadar doğurgandır.

Erkek

Erkekteki üreme kabiliyetinin yaşlandıkça azaldığı konusunda elde edilen bulguların geçmişi çok eski değildir. Bunun asıl nedenlerinden birinin anormal sperm sayısındaki artıştır. 1980'de Kanada'da yapılan bir araştırmada, yaşları kırk beş ve üzeri erkeklerden alınan spermlerin en az %16'sında anormal kromozom yapısına rastlanırken, yaşları yirmi civarındaki erkeklerde anormal kromozom oranının %4'ü geçmediği saptanmıştır.

Üreme kabiliyetimiz her geçen gün azalıyor mu?

Gelişen tıbbi tekniklere, sunulan olanaklara ve eskiye oranla bu tür tabu sayılabilecek konular daha açık ve rahatlıklıkla konuşulmasına rağmen, sorunun yanıtı muhtemelen, "Evet," olacaktır. Nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

• Aşırı seks özgürlüğü nedeniyle cinsel yolla yayılan hastalıklardaki artış ve prezervatif kullanımı yerine doğum kontrol haplarının kullanımı.

• Çevre kirliliği ve kötü beslenme.

• Otuz, hatta kırklı yaşlara kadar çocuk yapmayı erteleme.

Çevre kirliliği ve beslenme

Bu konuda bazı çelişkili görüşler mevcut olmakla beraber her ikisinin de üremeyi etkilediğine ilişkin kanıtlar her geçen gün artmaktadır.

Birçok bilimsel araştırmaya göre böcek ilaçları (pes-tisitler), ağır metaller (kurşun ve kadmiyum gibi) ve sanayide kullanılan kimyasallar (kağıdın beyazlatılmasında kullanılan dioksinler ve elektronik sektöründe kullanılan poliklo-rürbifenil) hem kısa hem de uzun vadede üreme kabiliyetini azaltmaktadır. Bu maddeler içtiğimiz su, soluduğumuz hava ve yediğimiz yiyecekler vasıtasıyla vücudumuza girer.

Dünya Sağlık Teşkilatı yayınladığı Kısırlığın Teşhisi ve Tedavisi adlı el kitabında, 'zararlı çevresel atıkların1 erkeklerde yaşlanmaya paralel olarak üreme kabiliyetini azalttığı belirtilmektedir. Kadınlarda ise % 6 oranında kısırlığa neden olan endometrosis'in (rahim duvarının kalınlaşması)

Kategori : Kısırlık

permalink